Nil kimdir ve ne yapmayı amaçlamaktadır?

Kendini tanıtmak kadar zor bir şey az bulunur. Her şeyden önce falanca okulda okudum, filanca işi yaptım gibi bir yazı bana samimiyetsiz geliyor. O yüzden klişelerden uzak, daha içten ve sıcak bir tanıtım yapmaya çalışacağım.

Herkes gibi belirli bir zaman diliminde ve belirli bir mekanda dünyaya geldim. Erken çocukluğum içedönük mizacımın ailem tarafından bir türlü kabullenilmemesi ve beni sürekli daha sosyal olmaya zorlamaları şeklinde geçti. Okula başladığım ilk yıl evde okumaya geçtiğim halde okulda “kurdele takma” töreni yapılmamış olması, öğretmen ile annem arasında kan çıkmasına sebebiyet verecekti. Oysa ki ben herkesin önünde okumak istememiştim.

Takip eden yıllarda bulduğum her şeyi kimsenin önüne çıkmadan tek başıma okudum. Teneffüsler benim için kitaplarımla baş başa kalabileceğim özel zamanlardı. Tabi ki arkadaşlarım da vardı; o kadar da asosyal değildim. Hatta istemediğim halde nedense hep popüler çocuklar arasındaydım. Bunda sarışın olarak istatistiksel seyreklik grubuna dahil olmam ve eli-yüzü düzgün olmamın bir payı vardı muhakkak.

Sosyal psikolojide buna “hare etkisi” denir. Yani ilk etapta gözünüze hoş görünen birine, zihniniz, o kişiyi henüz tanımadan “çalışkan”, “akıllı” gibi olumlu sıfatları ekleme eğilimindedir. Beynimiz bize sürekli böyle şakalar yapar. Yani beyniniz sizi kandırdı, siz de beni: Ve sadece bana yüklenen sıfatlara layık olmaya çalıştım 🙂

Hani “hiç kendini bozmadı” derler ya, o kendini bozmayan kişi spektrumun bir ucundaysa ben de tam diğer ucundayım. Çünkü yıllar içinde pek çok rol ve akımı deneyimledim. Sanki içimde bir deneyim canavarı vardı ve doymak bilmiyordu. Sanki hata yapmadan öğrenemiyordum. Onlarca yanlış yoldan sonra hamdolsun Allah’ın yoluna iletildim.

Ra’d 13:27. İnkar edenler “Ona Rabb’inden bir mucize indirilmeliydi, değil mi?” diyorlar. De ki: “Allah dileyeni/dilediğini saptırır ve O’na yönelene doğru yolu gösterir.

Üniversitede psikoloji okudum ve ardından bir kaç yüksek lisans ve doktoradan sonra işte burdayım. İngiltere’de doktora yaparken, bunca zaman materyalist-ateist ideolojinin etkisinde kaldığımı ve kulaktan dolma bilgilerle dini reddettiğimi farkettim. Kuran’ı merak edip karşılaştırmalı meallerden okumaya başladım ve Müslüman oldum. İngiliz bir arkadaşıma bunu söylediğimde “How much Muslim?/Ne kadar Müslümansın?” diye sormuştu 🙂 İşte blog yazıp Kuran’ın evren ve fıtratımızdaki delillerle çelişmediğini anlatmak isteyecek kadar Müslümanım şimdi.

Doktora projemde duyguların bellek, dikkat ve algımızı nasıl etkilediğini inceledim ve bilişsel süreçlere bütüncül bir bakış açısı ile hem davranışsal hem de sinirbilim açısından yaklaşmaya çalıştım. Duygularımız uzay boşluğunda gezinen soyut varlıklar ya da kalbimizde vuku bulan ve ölçülemeyen kavramlar değil; tam tersine diğer bilişsel becerilerimiz olan bellek, dikkat ve algılarımızla iç içe geçmiş ve bizzat bu süreçlere etki eden, yani bilişin çok önemli bir parçasıdır. Bu blogu açma sebebim öğrendiğim bu bilgileri Kuran’ın ışığında benim gibi meraklı insanlarla paylaşmak ve fikir alışverişinde bulunmak.

şüphesiznil tarafından yayımlandı

İlgi alanlarım psikoloji, sinirbilim, astroloji, zihin felsefesi ve Kur'an. Şu anki meraklarım eski uygarlıklar, sanat terapisi, uzakdoğu tıbbı. İlgi alanlarımla ilgili ben konuşurum; meraklarımla ilgili sizi dinlemek isterim:) Profile photo Image by 95C from Pixabay.

Yorum bırakın